Kiğı Kültürünü Yaşatma ve Dayanışma Derneği
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

Kiğı Kültürünü Yaşatma ve Dayanışma Derneği

Bu forum sitesi güzel ilçemizin geleceğine ışık tutacak bir projeksiyon konumunda olup bu bilinçle hareket etmenizi rica ediyoruz.Lütfen forum sitesinde siyasi içerikli konuşmalara yer vermeyelim ve kişilerin onurlarını rencide etmeyelim.Teşekkürler...
 
AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

 GAZZE ÜZERİNE

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
duri mendo

duri mendo

Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 06/03/09
Yaş : 32

GAZZE ÜZERİNE Empty
MesajKonu: GAZZE ÜZERİNE   GAZZE ÜZERİNE Icon_minitime06.03.09 14:38

'' ben sizin hilelerinizle baş edemedim, bu banadert oldu. sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun''

nasıl anlatılır bilmem ki. sadece ah. sade bir gözyaşıyla süslenmeyecek, kandan şehir. dokuz yaşında kaybettiği babasını yatırırken sağ tarafına, çevirirken yüzünü beytullaha bir çocuğun acısının intikama tahvil olacağı yer.

gazze, gül olamadan koparılıp atılmış bir goncanın gözünden sövmektir acze. zamanın solmayan çiçekleri demişti şair çocuklar için. şimdilerde kanser derdiyle dünyasını değiştirenlerden biri. zamanın solan çiçekleri oldular, şairinin solan benzine denk...

kan düştü silgiyle kaleme, kanla yıkandı bembeyaz defterleri umudun tekrar... kan düştü aydınlık yarınlara karanlıktan çıkarılmış aydınlığa. yıkıntılar arasından çıkarılanların, yıkıntılar arasında kaybettikleri oyuncaklarıdır, kaybettiği insanlığın...

birleşmiş milletler, avrupa birliği, amerika kınıyor eli kanlı çocuk katillerini; biz de kınasak mı, kına yakanlar gibi, ellerinden başka mütemadiyen elleriyle ovuşturdukları yerlerine.

gazze diyor küçük çocuk; yani ben. yitirilmiş insanlık diyor, kaybedilmiş incelik; kazanılmış zafer... neyin zaferi bu? bu ses neyin alarmı? sirenler niçin çalıyor? vur vur inlesin demek için de değil; devlet terörünü tanımlamak için de değil... kınamasak mı? ne halleri varsa görsünler tadından yenmeyen; eden bulur türküleri mi savursak?

'hem bak arapların sesi çıkıyor mu'ya mı sarılsak?

yok yok hiçbiri değil, hiç konuşmadığımız ya da yazmadığımız...

çakıl taşlarını sapanlarımıza mı yerleştirelim? ne yapalım; çağlıyor çağlayan, geçiyor zaman. tükeniyor hayatlar... ağlamak da fayda etmiyor, sövmek de. bir çare bilen varsa söylesin, birleşmiş milletlerden bahsetmeden.

united nations: sizin dünyanız. sizin çağdaş ebu-cehilliğiniz, modern çok uluslu şirketleriniz, tröstleriniz, dünyayı yeniden kurmak adına şeytana sattığınız ruhunuz, aydınlık sanrısıyla kandırdıklarınıza joker vadayla taksitledikleriniz hepsi gazzeli bir çocuğun dökülen müstağni yaşından değersiz...

o dökerken gözyaşlarını, indirirken babasını bir metreye iki metre kazılmış toprağa, yatırırken sağ tarafına, yüzünü çevirirken beytullaha -ben alemlere sığmam, kalbe sığarım lafz-ı sırrı fehvasınca- insanlık herkesin içinde saklı olan beytullahtan, kalpten yüz çevirmişken bir merhamet de beklemiyor. ne olduysa oldu diyor, vakit doldu. bundan sonra ne olabilir daha diyor kardeşinin cansız bedenini omuzlamışken. çaresizliğin zirvesi diye telakki ettiğiniz ölümle yatıyor, ölümle kalkıyoruz; ölümde fani olduk biz. ölüm fikri, yemek içmek gibi bizim burada. hem ilaç da yok, hastalanmayız biz ölürüz!

dokuz yaşında istiğna halini idrak ediyor; intikama tahvil edeceği...

acı acıyı filizlendiriyor; sapana obüs topu karşılık veriyor; slayer bombasına tebdil oluyor küçük çakıl taşları. manevi cam şişelerde biriktirilmiş gözyaşlarında boğulacaksınız; maalesef yaş olanları da karışacak tuzu kurulara...

dünya nere ahiret nere be izzetli dost? hem kıyl-ü kaal değil mi bir ağaç gölgesinde kestirmek tadında olan dünya da...

hem 'zalimler için yaşasın cehennem' için de değil...

zalimin tanımı da değişiyor; zulme karşı ağlamaktan başka birşey yap-a-mayan ben de dahil oluyorum zalimlere...
yavşakça, şerefsizce yaşamaya gayret ettiğimizden beridir. umut, erdem, mutluluk, huzur, itminan, sekine, incelik, sabır, selam, ahlak, hukuk, adalet, muvazene kaybedilmiştir tekrar; ne ilk ne de son. son'un bağıra bağıra gelen ulağı ama bu çalınan sirenler...

aşk'ı kaybettiğimiz günden beri çalan sirenler; inceliği.

çok bekletmez gelir gelecek olan artık; güneş de aydınlatmaz belki bundan sonra ilk doğu'yu...

ahhh'lar yükselir yükselir de, değince gayretullaha iner azap; akıl, gönül ayırmaz ya da şems dile gelir:

"siz ey insanlık bugün doğuyorum ben batı'dan; batacağım doğu'dan."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
GAZZE ÜZERİNE
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kiğı Kültürünü Yaşatma ve Dayanışma Derneği :: MEMLEKET MESELESİ :: Güncel Olaylar-
Buraya geçin: